8 Eylül 2012 Cumartesi

Zeytinyağlı barbunya

Yazdığınız yorum cevapsız kaldıysa lütfen bana gönül koymayın. Bazı yorumların cevapsız kalmasının sebebi benim umursamazlığım değil, yazdığım cevapları bir türlü yollayamamamdan kaynaklanıyor. Eğer siz de yorum yazarken zorlanıyorsanız lütfen fethiyen@hotmail.com adresinden bu durumu bana bildirir misiniz? Bazen böyle bir sıkıntı yaşamadan kolaylıkla cevaplıyorum. 2. yorumu cevaplarken takılıyor. Aynı gün yazılmış yorumların biri cevaplanmış biri cevaplanmamışsa durum bundan ibarettir. Sakın yanlış anlaşılma olmasın.

Blogger arkadaşlarım, sizin bloglarınızda da böyle bir sıkıntınız var mı acaba? Bu sorun devam ederse bir hal çaresine bakmam gerekecek çünkü.





Bazı tarifleri artık ''Annemin elinden'' başlığı altında toplamanın zamanı geldi sanırım. Bu da annemin iftarlık zeytinyağlılarından. Babam ertesi gün gitmiş 1 kg daha almış o derece yani :)

Ben zeytinyağlı barbunyayı pişirmeden önce kuru barbunyaları bir  boğaz kaynatırım. Kaynar kaynamaz altını kapatır üzerine bolca soğuk su ekler şişmesi için sabaha kadar bekletirim. Şiştikten sonra da iyice yıkarım. Salça, havuç ve soğanı tuzunu ve 1 kesme şeker ekleyip iyice kavurur, suyunu eklerim, bu şekilde 10 dakika kadar kaynadıktan sonra barbunyaları ekler, kaynadıktan sonra altını kısar, barbunyalar yumuşayana kadar pişiririm.

Annem ise daha farklı yaptı. Havucumuz yoktu eklemedi, şeker de koymadı. Soğanı salçayla tuzunu ekleyip kavurdu.Önceden ıslattığı ve sabaha kadar beklettiği (yukarıda anlattığım şekilde)  barbunyayı ve suyunu ekledi. Düdüklüde pişti işte! :) Gene de çok leziz oldu. Tazesinin lezzeti daha da fecii. Ama nedense olmadı ben oradayken. Annem yollar artık. Yollamazsa da pazardan alırız :)

Malzemeler:
2 su bardağı barbunya
2-3 orta boy soğan
2 yemek kaşığı salça (silme)
Yarım çay bardağından fazla zeytinyağı
Üstüne 3 parmak geçecek kadar su
Tuz
Küp küp doğranmış 1 adet havuç (bizde yoktu)

Yapılışı: 
Yukarıda bahsedilen şekilde barbunyalar kaynatılır, üzerine soğuk su eklenip şişmesi beklenir. Şişince yemeklik doğranan soğanlar havuçla kavrulduktan sonra barbunyalar eklenir. Suyu ve tuzu da eklenerek yumuşayıncaya kadar pişirilir. (Düdüklüde 25 dakikada pişti)

7 Eylül 2012 Cuma

Kızarmış rende patates


Hafta sonu kahvaltılarınız için farklı bir sunum.

Malzemeler:
Kişi başı 1orta boy patates
Kızartmak için sıvıyağ
Tuz

Yapılışı:
Patatesler soyulur, yıkanır ve rendenin kalın tarafıyla rendelenir. Nişastalı suyu sıkılarak yassı köfteler gibi şekil verilir. İyice kızdırılmış yağda kızartılır. Havlu kağıt üzerine alınır, tuzlanır. Afiyet olsun.

6 Eylül 2012 Perşembe

Acı(yorum)


Ben TV izleyemiyorum. Bu akşam biraz denedim. Önce haberi, peşinden de bir diziyi... İzlemeye çalıştım. Olmadı. Kalp atışlarımın hızlandığını ve terlemeye başladığımı hissedir hissetmez kapattım gene.

Bu sebeple internet daha cazip geliyor bana. Ayrıntılar beni boğuyor. Dünya'da olanları bilmem gerektiği gibi bir inancım ve hiç bir şeyi ama HİÇ BİR ŞEYİ değiştiremeyeceğim gerçeği var bir duvar gibi karşımda. Ne düşündüğüm, nasıl düşündüğüm önemli değil ama bir gidişat var ortada.

Ölümle doğum arasında bir yol var, yani iki kapıdır aslında olayın özeti. Aşık Veysel'in uzun ince bir yoludur yürüdüğümüz. Ölümün de güzeli varmış, temizi varmış ne bileyim, her acının bir kademesi varmış. Bence ''empati'' denen şey benim gibilere dayatılmış bir cezaymış.

Bugün iki acıyı savaştırdım beynimde. Benim bir evladım var. Fakat normal doğum yapmadığım için doğum sancısı nedir bilmiyorum. (Anneliğin sancısını biliyorum ama...) Bugün bir arkadaşım o an Allah'a isyanın sınırına geldiğini söyledi. Nasıl bir acıydı tarif ettiği; ancak göz bebeklerine bakan anlar. Bu sebeple anlatmaya girişmeyeceğim. Söyleyeceğim bir şey daha var : ben bebeğimi kucağıma aldığım andan beri ölmekten çok korkuyorum. Beni yüreğinden evlat sevgisi olan herkes çok iyi anlar; anne ya da baba olanlar demedim, doğurup da bilmeyenler, doğurmayıp da bilenler de var çünkü. Bunu da anlatmaya girişmeyeceğim.

Bedeninden acıyla, sancıyla, gözyaşıyla, terle, kanla kopardığın bir can aynı anda yüreğine işler. Bitti gitti işte saniyede; işledi içine. Kopmaz, bağırsan da, inlesen de artık!

Sanki o kopacakmış gibi
birileri gelir
ŞAKA gibi!
 senin etinin parçasını
 el emeğini,
göz nurunu
hani o sancılı an gibi
hani sanki yüreğinden de koparabilecekmiş gibi!
dalındaki bir meyve gibi
koparır gider.

Dünya'nın neresinde ve her ne şekilde olursa olsun, insanların haksızlıkla, barbarca hunharca katledilmesine dayanamıyorum artık. Birilerinin iktidar ve güç savaşı uğruna aynı nakaratı dinlemekten sıkıldım.

 Bu da benim cılız çığlığım olsun; burada dursun.


5 Eylül 2012 Çarşamba

Patates mantısı



Hayır patatesli mantı değil bu. Patates mantısı haşlanan patateslerin minik küpler halinde doğranması ve sarımsaklı yoğurtla karıştırılıp üzerine yağ-nane- pulbiber kızdırılıp gezdirilmesi sonucu elde edilen bir tür besleyici ve doyurucu salata. Bakınız şipşak da tarif verir oldum hiç malzeme sayıp dökmeden.

Bence kişi başı 1 orta boy patates haşlansa yeterli olacaktır. Patatesleri soyup da haşladık biz. Soymadan da haşlanıp soyulabilir. Hıım püfür noktasını vereyim bir de : Patates haşlarken bir tencereye yıkanmış patatesler su ve tuz koyulur. Üzerine 2-3 damla limon da sıkarsanız hem patatesleriniz haşlanırken taşmaz; hem de daha lezzetli oluuur :)

Bizim iftarlıklar yeni gün görmeye başladı, e malum blogger tembel olunca böyle oluyor işte!

4 Eylül 2012 Salı

Kuru yufkadan kolay tatlı

Gücenmeyin n'olur bana. Hiç bir bloğu ziyaret edemiyorum. Arada güncellemek adına bir tarif ekleyip çıkıyorum. Ramazan, bayram, ertesinde tatil derken evimde konaklamaya başlayışım, işe başladığım güne denk geldi mecburen. Yaz mevsiminin bütün tozu bizim evde sanki. Uğraşmaktayım günlerdir. Sabah okula, öğleden sonra yemek faslı derken yavaş yavaş temizlik yapıyorum. Çocuklar okula başladığında muhtemelen daha da yorulacağım için o zamana kadar bitirip rutin düzene bindirmem lazım işleri. Eskisi gibi hırpalamıyorum da kendimi artık. Yavaş yavaş, panik yapmadan... Ütüler birikmiş, dolaplar yerleşecek. Duvarları silmek istiyorum falan filan. :)

Bir de birikmiş tariflerim var. Annemin elinden.
Bu tatlı da aynen öyle. Daha önce tarifini verdiğim annemin önceden hazırlamış olduğu yufkalarla yaptık.

Yağladığımız yuvarlak bir tepsiye aralarına tereyağ sürerek döşedik ıslattığımız yufkaları. Dilimleyip her dilimin üzerine de bir nohut büyüklüğünde tereyağ koyarak üzeri kızarana kadar kuzinede pişirdik. Bu sebeple süre ve ısı derecesi veremiyorum. 3 bardak su, 3 bardak şeker ve çeyrek limon suyu ile hazırladığımız şerbeti de ılıtıp, yufkalar da ılıkken üzerine gezdirdik. İsterseniz arasına fındık ve ya ceviz kırığı da koyabilirsiniz. Biz böyle tercih ettik.

1 Eylül 2012 Cumartesi

Böğürtlen reçeli

 Köyümden lezzetlerle devam edeyim. Giresun dönüşü küçük bir tatil kaçamağı da yaptık. 10 günde 3.000 km yol tepmişiz sevgili dostlar. Çok şükür ki kazasız belasız evimizdeyiz artık. Bu reçeli Ramazan başında annemle yapmıştık. Komşumuz toplayıp babamla yollamış sağolsun. Biz de aynı ahududu reçeli gibi yaptık
Malzemeler:
 3 su bardağı böğürtlen
3 su bardağından az şeker
1 çay bardağı su
Yarım çay kaşığı tereyağ
1 çimdik limon tuzu ya da çeyrek limonun suyu

Yapılışı:
Şeker ve su bir tencerede kaynatılır. Parlak köpükler çıkmaya başladığında böğürtlenler eklenir. Asla karıştırmadan kevgirin sırtıyla hafifçe şerbete karışması sağlanır.Tereyağ eklenir. Kısık ateşte kaynamaya bırakılır. Arada üzerinde biriken köpükler kevgirle toplanıp alınır. Kıvamı kontrol edilerek 30-40 dakika kaynatılır. Ocaktan inmeye yakın limon yada limon tuzu eklenir. 5-6 dakika daha kaynatılıp ocaktan alınır. Rengi vişne reçeli gibi oluyor. Tadı da vişne kadar olmasa da ekşi bir reçel oluyor.
Annemin hürrem kaşığını da fotoğrafta kullandık :)

26 Ağustos 2012 Pazar

Sarımsaklı domates soslu karışık kızartma


Upuzuun bir aranın ardından yine yeniden buralardayım. Orucumu tuttum çok şükür, bayramı geçirdim ailemle ve deniz kokulu şehrimden yollara düştüm. Yorgunum, evde birikmiş temizlik sorunum var, İpek ateşlendi az önce ve 2 gün sonrası için küçük bir tatil kaçamağı planlamıştık. Ses vereyim sizlere de ben gene kaybolayım bir süre daha en iyisi.

Bu patlıcan biber ve domatesler annemin tarlasından. Lezzeti tarif edilmez. İnsanın elinin emeği gibisi yok. Bebek gibi seviyor annem onları. :)
                                           Tarlaya hep İpek de girecek. Anneme sıra vermiyor hiç!

Basit kızartmamız şöyle:


Malzemeler:
16-20 adet kızartmalık sivri biber
4 adet patlıcan
2 adet iri domates
Tuz sıvıyağ

Yapılışı:

Patlıcanlar kızartmalık ince uzun doğranır. Kuru iken tuzlanır. 1saat bekletilir. Yıkanıp kurulanır. Sivri biberler yıkanıp kurulanır. Sıvıyağ kızdırılır. Önce patlıcanlar, sonra biberler kızartılır. Yağ yarım çay bardağından az fazla olsa yeterlidir. Daha sonra soyulup doğranmış domateslere ezilmiş sarımsaklar eklenip aynı tavada 3-4 dakika sotelenir. Tuzu eklenir, servis edilir.