Yazdıklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazdıklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2013 Cumartesi

Aranıyor :)


Aylar önce telefonum arıza verdi ve servise gitti. Bütün rehberim telefon hafızasında kayıtlıymış meğer... Uçtu gitti bütün numaralar. Yavaş yavaş yeni rehberim oluşuyor fakat üniversiteden can arkadaşlarım SERPİL G..... ve  EMEL K..... daha yeni bulmuştum sizi yıllardan sonra.... Facebook da kullanmıyorsunuz. Tek tesellim bloğumdan haberdar oluşunuz.

Canım Serpil'im 4 senemin sarı kuşu :) Bana ulaş, vefasızlığımdan değil, numaran kayıp o yüzden arayamıyoruum :((

Canım Emel'im temiz yüreklim, ince düşüncelim :) Ne olur bana ulaaş. Özledim, bebeğini merak ediyorum ama lütfeen :)

Umarım işe yarar ;) Hadi bakalım...

11 Eylül 2012 Salı

Bugün neler yaptık?

Bu güzel gün için kimlere çok teşekkür etsem acaba? Canım arkadaşlarım Sadiye, Melike, Burcu ve Aslıhan'a...
Güzel yürekli ve becerikli velilerimiz Ayşe, Remziye ve Semiha Hanımlara...
Çocuklarımız kuzucuklarımız Muhammed Eren, İpek Eylül, Zeynoş, İsmail Safa, Melih Kerim ve Yusuf'a....
Ev sahibimiz teyzeye ve güzel ninemize.... Çok teşekkür ederim. Günümü güzel kıldınız. Hakkınızı helal edin.

Geçen yıl Yerli Malı Haftasında tattığımız bu sos aklımızda yer etmişti. Çok becerikli velilerimiz var bizim, çok şanslıyız. Hep de güler yüzlü  ve iyi niyetli insanlar. Bizlere evlerinin kapılarını açtılar sağolsunlar. Bahçelerinde ağırladılar. Kavanozlarımızı da doldurdular. :))

Efendim güne küçük bir alışverişle başladık. Malzemeleri ve tarifi ayrı bir gönderi ile vereceğim. Bu çok kalabalık olacak çünkü. Arada kaynasın istemem.

Daha sonrasını fotoğraflar anlatsın değil mi?
                                            İşe havuçları küp küp doğramakla başladık.

  Aslıhan bu işi hiiç yadırgamadı. :)


                                                Diğer yandan domatesler soyuldu.




 Biz gelene kadar ateş yakılmış salçalık biberler közlenmişti bile. Bize de soymak düştü :)

 Hımmmmmmmmmm :)




 Çocuklar oynadılar gönüllerince, kirlendiler bi güzel :)

 Herkes çok mutlu, bakar mısınız?

 Burcu hoşgeldi safalar getirdi. İşte bu da İsmail Safa :)

 Aaaaah, Zeynoşuum :) Gülücük kuşumm. :) Çok gülücüklü çook. Hiiç bunaltmadılar bizi bu kuşcuklar :)



 Havuçlar kavruldu.
Biberler eklendi, onlar da kavruldu bir güzel.

 Ninemiz arada geldi, direktifler verdi bize. Allah sağlıklı uzun ömür versin.

 Çook çalıştık. 

 Domatesler eklendi.

 Sonra bizim karnımız acıktı! :))

 Zeynep yemeklerimizi parmakladı :)

 Ateş başında kalite kontrolleri yapıldı.

 Sona yaklaştık

 Erenkuş kalite kontrolü yapıyor.

  Olmuş olmuuuş :)

 Kavanozları getirin gaari :)


 Dolduruverelim gaari :)

 Ellerin yanmıyor mu Sadiye?
 Yoo, gel bak tut, yanmıyo :)



 Burcu ile paşası :)

 Koca kazanı sıyırdık. Çok kavanozlarımıız :)



Olay budur. Aklı kalanları ilerleyen günlerde kahvaltıya beklerim efendim. Yorgunum ben tarifi yarın..

6 Eylül 2012 Perşembe

Acı(yorum)


Ben TV izleyemiyorum. Bu akşam biraz denedim. Önce haberi, peşinden de bir diziyi... İzlemeye çalıştım. Olmadı. Kalp atışlarımın hızlandığını ve terlemeye başladığımı hissedir hissetmez kapattım gene.

Bu sebeple internet daha cazip geliyor bana. Ayrıntılar beni boğuyor. Dünya'da olanları bilmem gerektiği gibi bir inancım ve hiç bir şeyi ama HİÇ BİR ŞEYİ değiştiremeyeceğim gerçeği var bir duvar gibi karşımda. Ne düşündüğüm, nasıl düşündüğüm önemli değil ama bir gidişat var ortada.

Ölümle doğum arasında bir yol var, yani iki kapıdır aslında olayın özeti. Aşık Veysel'in uzun ince bir yoludur yürüdüğümüz. Ölümün de güzeli varmış, temizi varmış ne bileyim, her acının bir kademesi varmış. Bence ''empati'' denen şey benim gibilere dayatılmış bir cezaymış.

Bugün iki acıyı savaştırdım beynimde. Benim bir evladım var. Fakat normal doğum yapmadığım için doğum sancısı nedir bilmiyorum. (Anneliğin sancısını biliyorum ama...) Bugün bir arkadaşım o an Allah'a isyanın sınırına geldiğini söyledi. Nasıl bir acıydı tarif ettiği; ancak göz bebeklerine bakan anlar. Bu sebeple anlatmaya girişmeyeceğim. Söyleyeceğim bir şey daha var : ben bebeğimi kucağıma aldığım andan beri ölmekten çok korkuyorum. Beni yüreğinden evlat sevgisi olan herkes çok iyi anlar; anne ya da baba olanlar demedim, doğurup da bilmeyenler, doğurmayıp da bilenler de var çünkü. Bunu da anlatmaya girişmeyeceğim.

Bedeninden acıyla, sancıyla, gözyaşıyla, terle, kanla kopardığın bir can aynı anda yüreğine işler. Bitti gitti işte saniyede; işledi içine. Kopmaz, bağırsan da, inlesen de artık!

Sanki o kopacakmış gibi
birileri gelir
ŞAKA gibi!
 senin etinin parçasını
 el emeğini,
göz nurunu
hani o sancılı an gibi
hani sanki yüreğinden de koparabilecekmiş gibi!
dalındaki bir meyve gibi
koparır gider.

Dünya'nın neresinde ve her ne şekilde olursa olsun, insanların haksızlıkla, barbarca hunharca katledilmesine dayanamıyorum artık. Birilerinin iktidar ve güç savaşı uğruna aynı nakaratı dinlemekten sıkıldım.

 Bu da benim cılız çığlığım olsun; burada dursun.


4 Temmuz 2012 Çarşamba

Mutlaka dinlemelisiniz!


yağmur
orman
somewhereovertherainbow

Yukarıda verdiğim üç linki ayrı ayrı sekmelerde aynı anda açın lütfen. Gözleri kapatıp uzanabilirsiniz şöyle!

Şimdi bana anlatın. Tatil nasıldı? :)

3 Haziran 2012 Pazar

Birileri büyüyor...

Zaman dursun istedim ben bugün... Şurama, boğazıma bir şey düğümlendi kaldı. Ne desem boş, ağlasam bağırsam, ellerimle tutsam!

Dün gibi daha kollarımdaki ilk şaşkınlığın. Şaşkınlığım... Sen öyle akıllı uslu durdun ki bugün canım yavrum. Ben arkadaşlarınla ilgilenirken gıkını bile çıkarmadın. Çok mutluydun özellikle pisipisilerin için! :)
Zaman film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden... En koşturmacalı hallerimiz. Senin beni zorladığın, her hasta olduğunda, kendi  kendime bir dahakine daha sakin olacağım diye söz verişim...

Çocukluğunun en doğal hakkını isteyişin, aslında senin olanı annenin ZAMANINI isteyişin...

Senin varlığın, benim varlığımın ispatı canım yavrum. Gözlerindeki o ışık benim yaşama sevincim. Senin sağlığın benim en büyük şükrüm.

Sen büyüdün bugün ilk kez sahneye çıktın. Çok başarılıydın. Yüreğim kelebek gibi çırpındı içimde. Anneler yavrularını çok çok severler İpek saçlı Eylül kızım. Benim canımın parçası. İyiki varsın, iyiki meyvemizsin bizim.

                                                               Çok yorucu bir gündü...
                                                                   İşte pisipisilerim :)

10 Mayıs 2012 Perşembe

Ödüllü blogger da olduk.

http://esraveannesi.blogspot.com/'dan bir yorum geldi. Ödülüm varmış :) Allah Allaaah, neymiş ki? Bu yeşil fotoğraf! Bloglarda görüyordum epeydir. Valla merak da etmemiştim, neymiş bunun anlamı diye. Dün merak ettim bana da gelince.

Çok yönlü blogger demekmiş. Estağfurullah, değilim ben o! :)) Vallahi değilim, öylesi vakit öldürüyorum işte. Neyse teşekkür ediyorum çok çok çook. İsteyen herkese gönderiyorum bu mimi ve ödülü. Tek tek yazamam ki vaktim yoook :( Zaten herkes almıştı benden önce!

Kendimle ilgili 7 gerçeği açıklamam istenmiş.


1-) Çok sıcak, güleryüzlü, anlayışlı bir insanımdır! :D Fakaaaat bunun altında yatan aniden patlamaya hazır  bir volkan yatar. Ani parlar, ani sönerim.


2-) Çok tembelimdir. Keyfim ve kahyası beni hiç rahat bırakmazlar. Yapmak istemediğim şeyleri erteler de ertelerim.


3-) Çok evhamlıyım. bir yakınımla ile ilgili bir durum olsa ya da birinden haber alamasam, ulaşamasam direkt yazarım senaryoyu, hiç acımam. İhtimaller hep kötüye yol alır benim zihnimde. (Bundan kurtulmayı çok istiyorum.)


4-) Hayalini kurduğum, küçük bir çocukken istediğim mesleği yapıyorum. İşimi ve öğrencilerimi çok seviyorum. Çok bilmiş velileri sevmiyorum. Mesleğimi ayaklar altına alan, itibarsızlaştıran hiçkimseyi sevmiyorum, hatta çok öfkeliyim onlara! Beni çocuklarımla rahat bıraksınlar istiyorum.


5-) Kızıma yeterince vakit ayıramadığım için çok üzülüyorum. Mesleğim sebebiyle çok tahammülsüz olabiliyorum ve bu durum kendi çocuğuma katı ve kuralcı bir anne olmamı sağlıyor. Böyle olmasını hiç istemiyorum aslında.


6-) Yüreği ikiye bölünmüş kadınım. Annem ve babamla aramda 1000 km. mesafe var. Bu sebeple içimde bir sıkıntı ve eksiklik var. Bu hep var... Onların yanında olduğumda da, burda olduğumda da.


7-) Gezmeyi ve eğlenmeyi çok seviyorum. İçinde bulunduğum tekdüzelikten kurtulayım da sessiz ve sakin olmak koşuluyla nereye gittiğimin önemi yok. Yeni yerler görmeyi çok seviyorum..

İşte benden bu kadar..

 Öğrencilerimden bahsettim de sizlere 23 Nisan'da yaptığımız gösteriyi anlatmadım ben değil mi? 



46 mevcutlu sınıfımda 44 kişinin katılımıyla dolu dolu bir sahne, bildiğiniz stad gösterisi gibi oldu ''YARAMAZ FARECİKLERİM''

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Bir doğumgünü yavrusu

Tam da geçen yıl o gün. 7 Mayıs.  Gönül teyze Demet'in telefonunda aradı, hastanede olduklarını söyledi. Apar topar koştuk hastaneye. Minik Emir Salih'i gördük, kokladık. Demet'imle görüştük. Hatta birsürü telefon görüşmesi yaptı. ''Kaç kilo doğdu bebek?'' diye soran arkadaşımıza ''49'' cevabını verdi!! :D Çikolatasını da yedik evimize geldiik :) 2 gün sonra Demet Hanım'ı aradığımda ne dese beğenirsiniz?
-Sen niye bizi görmeye gelmiyon bakıyım? Oğlumu merak etmiyon mu??

Eveet! Hatırlamıyordu! Anesteziden yeni uyanmıştı. Ne telefon görüşmelerini, ne muhabbetlerimizi... Hiçbirini!! :D

İşte böyle.. O kuzu şimdi 1 yaşında. 1 yıl ne çabuk da geçti gitti...

Yorucu bir günün ardından aldık pastamızı koştuk Demet Sultanlara. İpek çok heyecanlıydı. Ne zaman başlayacak diye yedi bitirdi beni. Benim başağrım nüksettiğinden pek birşey anlamadım. Yakın akrabamızın kaza haberini de almıştık, keyfim pek yerinde değildi. İyiki varsın Emir Salih. İşte ilk yaşından kareler :) Bu da benden hediye olsun :)

                                                                    İpoş bekleyişte :)

                                                                 Tarifler yakında :)

                                                               Emir dayısıyla görüşüyor :)


                                                              Doğumgünü sabırsızları :)


                                                                  Beyfendi hazırlanıyor :)


                                                    Hımm bi foto almalı bu yakışıklıyla :)


                                                       Muynunu yiyesiniz geldi mi sizin de?

                                                   Rabbim nazarlardan korusun sizi güzel dostlarım..

                                                 Demiştim ben pasta parmaklanacak diye!

                                                                   Bi de böylesi poz :)


                                                                    Anasının guzusuuu :)


                                             Bu poza bayıldım! Şşşşş! Orada neler oluyooor?
                                                          Pastayı kaçırıyoruuum :)

                                                                  Rahatlayan kuzular :)

İşte bu kadaar!  Şimdi o akşam Demet'in annesi babası ve iki teyzesi de vardı. Gönül teyze, Ayla teyze ve Mesure teyze!! 3 Silahşörler onlar. Bi uçan bi de kaçan kurtulur ellerinden. Arpa şehriye salatasının tarifini yazıver de bloğa ekleyeyim, dedim Ayla teyzeye.
-Gız unun tarifinde ne var. Şehriyeyi haşla, al bimden garnitürü! Töbeee! dedi bana :)